Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
40
On birinci madde — A’zâdan hiç biri cânib-i riyâsetden istihsâl-i ruhsat etmedikçe kelâma şurû edemez beyân-ı efkâr etmek içün berâberce ruhsat talep edenlere reîs sırasıyla ruhsat itâ eder.
On ikinci madde — Mevki-i müzâkereye konulan mesâil ekseriyet-i ârâ ile hall olunur bir mes’ele hakkında tesâvi-i ârâ vukuunda reîsin bulunduğu tarafın re’yi tercîh kılınır.
On üçüncü madde — Bir maslahatın müzâkeresi esnâsında a’zâdan biri cânibinden dîger bir işe dâir mütâlaa îrâd olunmak istenildiği hâlde istimâı müzâkerenin hitâmına ta’lîk olunur ve hitâm-ı müzâkerede îrâd olunacak mütâlaanın mevki-i müzâkereye vaz’ı tensîb olunduğu takdîrde gelecek içtimâın rûznâme-i müzâkeresine idhâl edilir.
On dördüncü madde — Zabt cerîdesine hâzır olan a’zânın gerek muvâfık ve gerek muhâlif olan re’yleri tahrîr ve reîs ve hâzır bulunan a’zâ tarafından vaz-ı imzâ olunur reîs dahi gelecek içtimâda taht-ı müzâkereye alınacak masâlihin yevmiye cetvelini odanın dağılmasından evvel tanzîm eder.
On beşinci madde — Odanın küşâdında karârı içtimâ-ı âtîye ta’lîk olunan müzâkerâtın zabtı kırâat ve tasdîk olundukdan sonra rûznâme-i müzâkere ortaya konularak hâzır bulunan a’zânın ekseriyeti tarafından vuku bulacak talep üzerine mezkûr ve cetvelde mukayyed masâlihin en mühimmi evvel be-evvel müzâkere edilir.
On altıncı madde — Reîs evvelin gıyâbı hâlinde reîs-i sânî ve o dahi bulunmadığı hâlde birinci ve anın gıyâbında ikinci müşâvir riyâset eder ve şâyet müşâvirlerin dahi gelemeyecekleri tahakkuk eder ise hâzır olan a’zânın en müsinnî muvakkaten icrâ-yı riyâset içün intihâb olunur.
On yedinci madde — Hâzır bulunan a’zâ esnâ-yı müzâkerede gelmeyenler içün beyân-ı re’y zımnında icrâ-yı vekâlet edemezler.
On sekizinci madde — Ticâret odasına âid mevâddın müzâkere ve taht-ı karâra alınması mezkûr odada icrâ olunmak lâzimeden olup mahall-i mahsûsunun hâricinde vuku bulan ebhas ve müzâkerât keem lem yekün hükmündedir.
On dokuzuncu madde — Ticâret odası a’zâsından olan ve olmayan kâffe-i tüccâr tarafından menâfi-i ticâriye ve husûsât-ı sâireye dâir tahrîrî ve şifâhî vuku bulacak.
(Kâffe)
On birinci madde — A’zâdan hiç biri cânib-i riyâsetden istihsâl-i ruhsat etmedikçe kelâma şurû edemez beyân-ı efkâr etmek içün berâberce ruhsat talep edenlere reîs sırasıyla ruhsat itâ eder.
On ikinci madde — Mevki-i müzâkereye konulan mesâil ekseriyet-i ârâ ile hall olunur bir mes’ele hakkında tesâvi-i ârâ vukuunda reîsin bulunduğu tarafın re’yi tercîh kılınır.
On üçüncü madde — Bir maslahatın müzâkeresi esnâsında a’zâdan biri cânibinden dîger bir işe dâir mütâlaa îrâd olunmak istenildiği hâlde istimâı müzâkerenin hitâmına ta’lîk olunur ve hitâm-ı müzâkerede îrâd olunacak mütâlaanın mevki-i müzâkereye vaz’ı tensîb olunduğu takdîrde gelecek içtimâın rûznâme-i müzâkeresine idhâl edilir.
On dördüncü madde — Zabt cerîdesine hâzır olan a’zânın gerek muvâfık ve gerek muhâlif olan re’yleri tahrîr ve reîs ve hâzır bulunan a’zâ tarafından vaz-ı imzâ olunur reîs dahi gelecek içtimâda taht-ı müzâkereye alınacak masâlihin yevmiye cetvelini odanın dağılmasından evvel tanzîm eder.
On beşinci madde — Odanın küşâdında karârı içtimâ-ı âtîye ta’lîk olunan müzâkerâtın zabtı kırâat ve tasdîk olundukdan sonra rûznâme-i müzâkere ortaya konularak hâzır bulunan a’zânın ekseriyeti tarafından vuku bulacak talep üzerine mezkûr ve cetvelde mukayyed masâlihin en mühimmi evvel be-evvel müzâkere edilir.
On altıncı madde — Reîs evvelin gıyâbı hâlinde reîs-i sânî ve o dahi bulunmadığı hâlde birinci ve anın gıyâbında ikinci müşâvir riyâset eder ve şâyet müşâvirlerin dahi gelemeyecekleri tahakkuk eder ise hâzır olan a’zânın en müsinnî muvakkaten icrâ-yı riyâset içün intihâb olunur.
On yedinci madde — Hâzır bulunan a’zâ esnâ-yı müzâkerede gelmeyenler içün beyân-ı re’y zımnında icrâ-yı vekâlet edemezler.
On sekizinci madde — Ticâret odasına âid mevâddın müzâkere ve taht-ı karâra alınması mezkûr odada icrâ olunmak lâzimeden olup mahall-i mahsûsunun hâricinde vuku bulan ebhas ve müzâkerât keem lem yekün hükmündedir.
On dokuzuncu madde — Ticâret odası a’zâsından olan ve olmayan kâffe-i tüccâr tarafından menâfi-i ticâriye ve husûsât-ı sâireye dâir tahrîrî ve şifâhî vuku bulacak.
(Kâffe)