Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
242
Doksan ikinci madde Nazırların müddet-i me'mûriyeti bir seneden ibârettir.
Doksan üçüncü madde Nazırlığa intihâb olunacak olanların atvâr-ı mezmûmeden müberrâ olması ve sinnleri otuz beşden ziyâde olub ma‘lûmât-ı kelîsâviye ashâbından ve Rum lisânına âşinâ ve umûr-dîde ve dirâyetlü ve’l-hâsıl idâre ve tesviye-i umûrda ehliyet ve liyâkati olanlardan bulunması lâzımedendir.
Doksan dördüncü madde Bi’l-cümle manastırların dereceleri bir olub mezhebce olan sınıf ve tertibleri ise sırf resmî bir şey olduğundan nazırlar hey'etinin a‘zâsından dahi yekdiğerine müsâvîdir binâen-aleyh müzâkere-i umûrda ve i‘tâ-yı re’y husûsunda hak ve salâhiyetleri siyân olub baş nazır ise kendisine müsâvî olan merkûm a‘zâların birincisi addolunur şu kadar ki tesâvî-i ârâ hâlinde re’yi kangı tarafa munzam olur ise o tarafın re’yi tegallüb eder.
Doksan beşinci madde Nazırların umûr ve mesâlih-i milliyeyi umûmun menfaatini mûcib olacak sûretde idâre ve fasl ve rü’yet etmeleri iktizâ-yı vazîfe ve salâhiyetlerinden olub buna dâir tekevvün eden münâzaâtın sulhan tesviyesine bezl-i gayret ve buna adem-i muvaffakiyetleri takdîrinde dahi mesâlih ve ihtilâfât-ı vâkıayı bîtarafâne kemâl-i adâletle tevfîkan fasl ve rü’yet ederek buna dâir munzam zabıtlar tutub karârlarını derc ve tasrîh etmekle mecbûrdurlar.
Doksan altıncı madde İki veyâ müteaddid manastırlar beyninde münâzaât zuhûrunda nazırlar sulhan tesviyesine bezl-i sa‘y ve gayret ederek muvaffak olamadıkları hâlde münâzaanın zuhûrundan i‘tibâren vukû bulacak birinci içtimâda rü’yet olunmak üzere keyfiyeti Lonca cem‘iyetine beyân ve iş‘âr ederler ve orada dahi hall ve tesviyesi mümkün olamaz ise fasl ve temyîzi İstanbul Patrikhanesine havâle olunur.
Doksan yedinci madde Her manastır idâre-i dâhiliyesince müstakil olduğundan işbu idâre-i müstakile-i dâhiliyesine halel verecek muâmelât icrâsına veyâhud sûret-i cebriye isti‘mâline nazırların kat‘â hak ve salâhiyeti olmayub fakat bir manastırın içinde münâzaa ve tefrika tekevvün edüb de mücerred bunun def‘i zımnında resmen nazırlara mürâcaat olunur veyâhud İstanbul Patrikhanesi cânibinden bu bâbda kendilerine emr verilir ise o vakit ıslâh ve te’lîf-i tarafeyn içün bîtarafâne ve hakkaniye muâmele ederek îfâ-yı muâvenete me’zûndurlar.
(Doksan)
Doksan ikinci madde Nazırların müddet-i me'mûriyeti bir seneden ibârettir.
Doksan üçüncü madde Nazırlığa intihâb olunacak olanların atvâr-ı mezmûmeden müberrâ olması ve sinnleri otuz beşden ziyâde olub ma‘lûmât-ı kelîsâviye ashâbından ve Rum lisânına âşinâ ve umûr-dîde ve dirâyetlü ve’l-hâsıl idâre ve tesviye-i umûrda ehliyet ve liyâkati olanlardan bulunması lâzımedendir.
Doksan dördüncü madde Bi’l-cümle manastırların dereceleri bir olub mezhebce olan sınıf ve tertibleri ise sırf resmî bir şey olduğundan nazırlar hey'etinin a‘zâsından dahi yekdiğerine müsâvîdir binâen-aleyh müzâkere-i umûrda ve i‘tâ-yı re’y husûsunda hak ve salâhiyetleri siyân olub baş nazır ise kendisine müsâvî olan merkûm a‘zâların birincisi addolunur şu kadar ki tesâvî-i ârâ hâlinde re’yi kangı tarafa munzam olur ise o tarafın re’yi tegallüb eder.
Doksan beşinci madde Nazırların umûr ve mesâlih-i milliyeyi umûmun menfaatini mûcib olacak sûretde idâre ve fasl ve rü’yet etmeleri iktizâ-yı vazîfe ve salâhiyetlerinden olub buna dâir tekevvün eden münâzaâtın sulhan tesviyesine bezl-i gayret ve buna adem-i muvaffakiyetleri takdîrinde dahi mesâlih ve ihtilâfât-ı vâkıayı bîtarafâne kemâl-i adâletle tevfîkan fasl ve rü’yet ederek buna dâir munzam zabıtlar tutub karârlarını derc ve tasrîh etmekle mecbûrdurlar.
Doksan altıncı madde İki veyâ müteaddid manastırlar beyninde münâzaât zuhûrunda nazırlar sulhan tesviyesine bezl-i sa‘y ve gayret ederek muvaffak olamadıkları hâlde münâzaanın zuhûrundan i‘tibâren vukû bulacak birinci içtimâda rü’yet olunmak üzere keyfiyeti Lonca cem‘iyetine beyân ve iş‘âr ederler ve orada dahi hall ve tesviyesi mümkün olamaz ise fasl ve temyîzi İstanbul Patrikhanesine havâle olunur.
Doksan yedinci madde Her manastır idâre-i dâhiliyesince müstakil olduğundan işbu idâre-i müstakile-i dâhiliyesine halel verecek muâmelât icrâsına veyâhud sûret-i cebriye isti‘mâline nazırların kat‘â hak ve salâhiyeti olmayub fakat bir manastırın içinde münâzaa ve tefrika tekevvün edüb de mücerred bunun def‘i zımnında resmen nazırlara mürâcaat olunur veyâhud İstanbul Patrikhanesi cânibinden bu bâbda kendilerine emr verilir ise o vakit ıslâh ve te’lîf-i tarafeyn içün bîtarafâne ve hakkaniye muâmele ederek îfâ-yı muâvenete me’zûndurlar.
(Doksan)