⚠️

Deneysel Transliterasyon (Orijinal kaynaklara danışınız!)

  • Burada görülen çıktı, büyük dil modeli tarafından üretilmiş ve herhangi bir düzeltmeden geçirilmeden, birebir yansıtılmıştır.
  • Bu metnin hatalar ve eksikler içermesi olasıdır. Sadece referans ve ön izleme amaçlı kullanılmalıdır. Daima birincil kaynaklara başvurunuz.
  • Düstur metni Kongre Kütüphanesi adresinden alınmıştır. (Turkey, and Abdülhamid Ii Collection. Düstur. [Istanbul: Matbaa-i Amire Ankara: Başbakanlık Basımevi, 1863] Periodical. https://www.loc.gov/item/ne62000951/.)
Page 204
Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
194

İntikal etmeyüp fi’l-hâl mahlûl olur ve hakk-ı tapu ashâbı aranılmayıp bi’l-müzâyede tâlibine tefvîz kılınır (*)

Yüz on ikinci madde
Mevlâsı izniyle ve me’mûru ma’rifetiyle arâzî teferruğ ve yâ tefvîz etmiş olan köle ve yâ câriye âzâd olmazdan mukaddem ve yâ sonra mevlâsı ol arâzîyi kendü yedinden alamaz ve bir vechle müdâhale edemez ve âzâd olmazdan akdem mevlâsı vefât eyledikde vârisleri dahi ol arâzîye kezâlik dahl ve ta’arruz eyleyemez ve eğer işbu köle ve yâ câriyeden birisi âzâd olmazdan evvel fevt olursa ol arâzî kimesneye intikal etmeyeceği misillü ol arâzî üzerinde mülk ebniye ve eşcâr olduğu halde şerîk ve halît ile ehl-i karyeden yere zarûreti olanlardan mâ’adâ bir kimesnenin hakk-ı tapusu olamaz ve üzerinde mülk ebniye ve eşcârı olduğu sûretde mevlâsı sâiri üzerine tercîh olunarak on seneye kadar tapu-yı misl ile almağa salâhiyeti vardır ve eğer bunlardan birisi âzâd olduktan sonra fevt olursa arâzîsi hürr olan evlâdına yâhud babasına ve yâ anasına intikal eder anlardan biri olmadığı sûretde eğer ol arâzîde mülk ebniye ve eşcâr yoğise anı ıtâk eden kimesnenin ve yâ evlâdının hakk-ı tapusu olup ahrârdan olarak kendi akrabâsından hakk-ı tapu ashâbı var ise tapu-yı misl ile anlara ve yoğise bi’l-müzâyede tâlibine verilir ve eğer ol arâzî üzerinde mülk ebniye ve eşcâr var ise ol mülk ebniye ve eşcârın intikal eylediği vereseden derecede mukaddem hakk-ı tapu sâhibine tapu-yı misl ile verilir (2)

Yüz on üçüncü madde
Tehdîdini îkâ’a muktedir olan şahsın cebr ve ikrâhıyla arâzî-i mîriye ve mevkûfenin ferâğı mu’teber değildir ve bir kimesne böyle cebr ve ikrâh ile teferruğ eylediği arâzîyi âhara ferâğ etmiş ve yâhud fevt olup da ol arâzî evlâdına ve yâ babasına ve yâ anasına intikal eylemiş ve yâhud anlardan birisi olmadığı halde fevt olmasıyla mahlûl olmuş olsa bile fâriğ bulunan kimesnenin ikrâh da’vâsına salâhiyeti olacağı misillü fâriğ fevt olduktan sonra evlâdının yâhud babasının ve yâ anasının ikrâh da’vâsına...

(*) İşbu yüz on birinci maddenin hükmü teba’a-i ecnebiyyenin emlâke mutasarrıf olmaları hakkında fî gurre-i Câ sene 84 târîhli kânûn ile ta’dîl edilmiştir.

Salâhiyetleri