⚠️

Deneysel Transliterasyon (Orijinal kaynaklara danışınız!)

  • Burada görülen çıktı, büyük dil modeli tarafından üretilmiş ve herhangi bir düzeltmeden geçirilmeden, birebir yansıtılmıştır.
  • Bu metnin hatalar ve eksikler içermesi olasıdır. Sadece referans ve ön izleme amaçlı kullanılmalıdır. Daima birincil kaynaklara başvurunuz.
  • Düstur metni Kongre Kütüphanesi adresinden alınmıştır. (Turkey, and Abdülhamid Ii Collection. Düstur. [Istanbul: Matbaa-i Amire Ankara: Başbakanlık Basımevi, 1863] Periodical. https://www.loc.gov/item/ne62000951/.)
Page 33
Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
23

Devlet-i Aliyye’nin ticaret mahkemelerinde dahi Ticaret Kanunname-i Hümayunu
destü’l-amel olub davanın ticarete taalluk etmeyen hususat-ı
müteferriasında azim müşkülât çekilmekdedir şöyle ki Avrupa kanunlarına
müracaat olunsa çünki bunlar ya irade-i seniyye mevzu kavanin olmadığından
mehakim-i Devlet-i Aliyye’de medar-ı hükm olamaz şer’e havale olundukda dahi mehakim-i
şer’iyye o misillü hususat-ı müteferriada murafaa-yı esasından tutmağa
mecbur olur halbuki iki mahkemenin usul-i muhakemesi esasen muhtelif
olduğundan bittabi işde çatallık peyda olduğu cihetle bu misillü hususatda
mehakim-i ticaretden mehakim-i şer’iyyeye müracaat edilemiyor mehakim-i ticaret azası
kütüb-i fıkhiyyeye müracaat etsün denilirse bu dahi kabil değildir zira
fenn-i fıkha intisab hususunda anlar dahi mecalis-i temyiz azasiyle hem-hâldır

İlm-i fıkıh ise bir bahr-i bî-pâyân olub bundan dürer-i mesâil-i lâzimeyi istinbat
ile hall-i mes’ele edebilmek hayliden hayli meharat ve melekeye mevkuftur
alelhusus mezheb-i Hanefi üzere tabakat-ı mütefavitede pek çok müctehidler
gelüb ihtilafat-ı kesire vuku bulmuş ve fıkh-ı Hanefi fıkh-ı Şafii gibi tenkih
edilemeyüb pek müteşa’ib ve müteşettit olmuştur işte bunca akval-i muhalife
içinde kavl-i sahihi temyiz ile havadisin ana tatbikinde azim usret vardır
kaldı ki tebeddül-i a’sar ile örf ve âdete mebni olan mesail-i fıkhiyye dahi
tebeddül eder meselâ kudemâ-yı fukahâ indinde iştira olunacak hanenin bir odasını
görmek kâfidir ve müteahhirin indinde her odasını görmek lâzımdır
bu ise an delil bir ihtilaf olmayub belki inşaat hakkında örf ve âdetin
ihtilafından neşet etmiştir ki mukaddemâ hanelerin her odası bir tarz
üzere yapıla geldiğinden bir odasını görmek sairini görmekten muğni
imiş muahharan hanelerin odaları muhtelif yapılmak âdet olduğundan her odasını
görmek lâzım gelmiştir hakikat-i halde lâzım olan keyfiyet ise maksad-ı şirâya
göre bir ilm-i kâfi hasıl etmekden ibaret olmasıyla asıl kaide-i şer’iyye
tagayyür etmeyüb fakat bunun havadise emr-i tatbiki tebeddül-i ahval-i zaman ile tebeddül
ediyor bu misillü ihtilaf-ı zamanî ile ihtilaf-ı bürhanî beynini fark ve temyiz etmek