Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
28
Yüz doksan yedinci ve iki yüz beşinci maddeler mûcibince ma'dûmun bey'i sahîh değildir. Halbuki gül ve enginar gibi şükûfe ve sebze ve meyve mahsûlâtı mütelâhik-ül-vürûd olarak ba'zı efrâdı zuhûr etmeden dîger ba'zı efrâdı husûle gelüp geçer olduğu cihetle ekseriyâ bu misillülerin zuhûr etmiş ve edecek olan mahsûlâtı toptan olarak satılmak örf ve âdet olmuştur. Ve bu misillü mahsûlâtda mevcûda teb'an ma'dûmun dahi berâber olarak satılmasını (İmâm Muhammed bin Hasan eş-Şeybânî) rahmetullâhi aleyh hazretleri istihsânen tecvîz buyurmuş ve (İmâm Fazlı) ve (Şems-ül Eimme el-Halvânî) ve (Ebû Bekir bin Fazl) rahmetullâhi aleyhim anın kavliyle iftâ etmiş olduklarından ve nâsı bu misillü örf ve âdetlerinden geçirmek kâbil olamayup halbuki muâmelât-ı nâsı fesâda nisbetden ise mehmâ emken sıhhate haml etmek evlâ olduğundan bu Mecelle'de dahi kavl-i Muhammed bi't-tercîh iki yüz yedinci madde ana muvâfık olarak yazılmıştır.
(Sabra) mes'elesinde meselâ kîlesi şu kadar guruşa olmak üzere bir yığın buğday satıldıkda (İmâm-ı A'zam) rahmetullâhi aleyh hazretlerinin indinde yalnız bir kîlesi hakkında bey' sahîh olur ve İmâmeyn rahmetullâhi aleyhimâ indlerinde ol yığın tamâmâ satılmış olarak kaç kîle çıkarsa ana göre semeni verilmek lâzım gelüp muâmelât-ı nâsı teysîr etmek hasebiyle Sâhib-i Hidâye gibi nice fukahâ dahi bu husûsda anların kavlini ihtiyâr etmiş olduklarından iki yüz yirminci madde ol minvâl üzere tahrîr kılınmıştır.
İmâm-ı A'zam hazretlerinin indinde hiyâr-ı şartın müddeti üç günden ziyâde olamayup İmâmeyn indinde ise her kaç gün mukâvele olunursa câiz olduğuna ve bu husûsda dahi anların kavli hâl ve maslahata evfak görüldüğüne mebnî ihtiyâr olunarak üç yüzüncü maddede müddet mutlak olarak derc olunmuştur.
Hiyâr-ı nakdde dahi bu ihtilâf cârî olup bunda müddetin ıtlâkı husûsunda (İmâm Muhammed) aleyhi rahmet-üs-samed hazretleri münferid ise de maslahat-ı nâsa evfak olmak hasebiyle anın kavli ihtiyâr olunarak
üç yüz
Yüz doksan yedinci ve iki yüz beşinci maddeler mûcibince ma'dûmun bey'i sahîh değildir. Halbuki gül ve enginar gibi şükûfe ve sebze ve meyve mahsûlâtı mütelâhik-ül-vürûd olarak ba'zı efrâdı zuhûr etmeden dîger ba'zı efrâdı husûle gelüp geçer olduğu cihetle ekseriyâ bu misillülerin zuhûr etmiş ve edecek olan mahsûlâtı toptan olarak satılmak örf ve âdet olmuştur. Ve bu misillü mahsûlâtda mevcûda teb'an ma'dûmun dahi berâber olarak satılmasını (İmâm Muhammed bin Hasan eş-Şeybânî) rahmetullâhi aleyh hazretleri istihsânen tecvîz buyurmuş ve (İmâm Fazlı) ve (Şems-ül Eimme el-Halvânî) ve (Ebû Bekir bin Fazl) rahmetullâhi aleyhim anın kavliyle iftâ etmiş olduklarından ve nâsı bu misillü örf ve âdetlerinden geçirmek kâbil olamayup halbuki muâmelât-ı nâsı fesâda nisbetden ise mehmâ emken sıhhate haml etmek evlâ olduğundan bu Mecelle'de dahi kavl-i Muhammed bi't-tercîh iki yüz yedinci madde ana muvâfık olarak yazılmıştır.
(Sabra) mes'elesinde meselâ kîlesi şu kadar guruşa olmak üzere bir yığın buğday satıldıkda (İmâm-ı A'zam) rahmetullâhi aleyh hazretlerinin indinde yalnız bir kîlesi hakkında bey' sahîh olur ve İmâmeyn rahmetullâhi aleyhimâ indlerinde ol yığın tamâmâ satılmış olarak kaç kîle çıkarsa ana göre semeni verilmek lâzım gelüp muâmelât-ı nâsı teysîr etmek hasebiyle Sâhib-i Hidâye gibi nice fukahâ dahi bu husûsda anların kavlini ihtiyâr etmiş olduklarından iki yüz yirminci madde ol minvâl üzere tahrîr kılınmıştır.
İmâm-ı A'zam hazretlerinin indinde hiyâr-ı şartın müddeti üç günden ziyâde olamayup İmâmeyn indinde ise her kaç gün mukâvele olunursa câiz olduğuna ve bu husûsda dahi anların kavli hâl ve maslahata evfak görüldüğüne mebnî ihtiyâr olunarak üç yüzüncü maddede müddet mutlak olarak derc olunmuştur.
Hiyâr-ı nakdde dahi bu ihtilâf cârî olup bunda müddetin ıtlâkı husûsunda (İmâm Muhammed) aleyhi rahmet-üs-samed hazretleri münferid ise de maslahat-ı nâsa evfak olmak hasebiyle anın kavli ihtiyâr olunarak
üç yüz