Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
464
senedinde müteahhid olan zât va’desinin inkızâsında taahhüd eylediği şeyi îfâ etmediği halde ihtâra hâcet olmaksızın va’de-i muayyenin inkızâsı ihtâr ve protesto makâmında addolunacağına dâir mezkûr mukâvele senedinde bir şart mevcûd ise işte o şart mûcibince va’denin inkızâsı ihtâr ve protesto makâmında tutulacaktır.
Doksan üçüncü madde — Bir müteahhid gerek taahhüdünün adem-i icrâsından ve gerek teehhurundan dolayı bir gûna hîlesi olmamış olsa dahi lâzım gelen zarar ve ziyânı tazmîn etmeğe mahkûm olacaktır. Taahhüdünün adem-i icrâ veyâ tehirı kendisine azv olunamayan sâir bir sebebden neş’et etmiş ise o vakit mahkûm olmayacaktır.
Doksan dördüncü madde — Müteahhid bir kuvve-i gâlibe veyâ bir kazâdan dolayı taahhüdünü icrâ edememiş olur veyâ yapmasına me’zun olmadığı şeyi yapmış bulunur ise hiç bir zarar ve ziyân tazmînine mecbûr olmayacaktır.
Doksan beşinci madde — Müteahhidin istihsâline hak olan tazmînât kâide-i umûmiye üzere etmiş olduğu zarar ve mahrûm kaldığı kârın îfâsından ibâret olup ancak müstesnâ olan ba’zı tazmînât hakkında mevâdd-ı âtiyede muharrer ahkâm-ı muhtelife vechle hareket olunacaktır.
Doksan altıncı madde — Müteahhid taahhüdünü hîlesiz olarak icrâ edemediği halde ne mikdâr zarar ve ziyân tazmîn etmesi lâzım geleceği tarafeyn beyninde kontratonun hîn-i tanzîminde tezekkür ve teferrüs olunmuş veyâhud tezekkür ve teferrüsü kâbil bulunmuş ol mikdâr zarar ve ziyânın tazmînine mecbûr olacaktır.
Doksan yedinci madde — Mukâvelenin adem-i icrâsı müteahhidin hîle ve desîsesinden neş’et etmiş olsa dahi müteahhidin tazmînâtı adem-i icrâ keyfiyetinden dolayı doğrudan doğruya vukû bulan zarar ve mahrûm kılındığı kârın îfâsından ibâret olacaktır.
Doksan sekizinci madde — Derûn-ı mukâvelede tarafeynden her hangisi taahhüdünü îfâ ve icrâ edemez ise diğer tarafa tazmîn olarak bir muayyen mikdâr meblağ verilmesi beyân ve şart kılınmış olduğu halde ondan ziyâde ve noksan verilmesi câiz olmayacaktır.
Doksan
senedinde müteahhid olan zât va’desinin inkızâsında taahhüd eylediği şeyi îfâ etmediği halde ihtâra hâcet olmaksızın va’de-i muayyenin inkızâsı ihtâr ve protesto makâmında addolunacağına dâir mezkûr mukâvele senedinde bir şart mevcûd ise işte o şart mûcibince va’denin inkızâsı ihtâr ve protesto makâmında tutulacaktır.
Doksan üçüncü madde — Bir müteahhid gerek taahhüdünün adem-i icrâsından ve gerek teehhurundan dolayı bir gûna hîlesi olmamış olsa dahi lâzım gelen zarar ve ziyânı tazmîn etmeğe mahkûm olacaktır. Taahhüdünün adem-i icrâ veyâ tehirı kendisine azv olunamayan sâir bir sebebden neş’et etmiş ise o vakit mahkûm olmayacaktır.
Doksan dördüncü madde — Müteahhid bir kuvve-i gâlibe veyâ bir kazâdan dolayı taahhüdünü icrâ edememiş olur veyâ yapmasına me’zun olmadığı şeyi yapmış bulunur ise hiç bir zarar ve ziyân tazmînine mecbûr olmayacaktır.
Doksan beşinci madde — Müteahhidin istihsâline hak olan tazmînât kâide-i umûmiye üzere etmiş olduğu zarar ve mahrûm kaldığı kârın îfâsından ibâret olup ancak müstesnâ olan ba’zı tazmînât hakkında mevâdd-ı âtiyede muharrer ahkâm-ı muhtelife vechle hareket olunacaktır.
Doksan altıncı madde — Müteahhid taahhüdünü hîlesiz olarak icrâ edemediği halde ne mikdâr zarar ve ziyân tazmîn etmesi lâzım geleceği tarafeyn beyninde kontratonun hîn-i tanzîminde tezekkür ve teferrüs olunmuş veyâhud tezekkür ve teferrüsü kâbil bulunmuş ol mikdâr zarar ve ziyânın tazmînine mecbûr olacaktır.
Doksan yedinci madde — Mukâvelenin adem-i icrâsı müteahhidin hîle ve desîsesinden neş’et etmiş olsa dahi müteahhidin tazmînâtı adem-i icrâ keyfiyetinden dolayı doğrudan doğruya vukû bulan zarar ve mahrûm kılındığı kârın îfâsından ibâret olacaktır.
Doksan sekizinci madde — Derûn-ı mukâvelede tarafeynden her hangisi taahhüdünü îfâ ve icrâ edemez ise diğer tarafa tazmîn olarak bir muayyen mikdâr meblağ verilmesi beyân ve şart kılınmış olduğu halde ondan ziyâde ve noksan verilmesi câiz olmayacaktır.
Doksan