⚠️

Deneysel Transliterasyon (Orijinal kaynaklara danışınız!)

  • Burada görülen çıktı, büyük dil modeli tarafından üretilmiş ve herhangi bir düzeltmeden geçirilmeden, birebir yansıtılmıştır.
  • Bu metnin hatalar ve eksikler içermesi olasıdır. Sadece referans ve ön izleme amaçlı kullanılmalıdır. Daima birincil kaynaklara başvurunuz.
  • Düstur metni Kongre Kütüphanesi adresinden alınmıştır. (Turkey, and Abdülhamid Ii Collection. Düstur. [Istanbul: Matbaa-i Amire Ankara: Başbakanlık Basımevi, 1863] Periodical. https://www.loc.gov/item/ne62000951/.)
Page 506
Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
496

ve tefâvüte göre navlunun tenzîliyle berâber müste’cere zarar ve ziyân i’tâsına dahi mecbûr olacakdır. Ançak beyân etdigi mikdâr ile sefînenin asıl mikdâr-ı tahammüli beynindeki fark ve tefâvüt yüzde üçden ziyâde olmadığı veyâhud sancak berâtında mestûr mikdâra muvâfık olduğu takdîrde görünen farkdan sarf-ı nazar olunacakdır.

Yüz on ikinci mâdde
Bir sefîne kırk anbâr olarak îcâr olunub da mûcir veyâ kapudan geminin tahmîl olunması içün töresine bir müddet ta’yîn etmiş olduğu hâlde muhammiller ile dîger bir müddet beklemeğe mukâvele etmemiş ise mârrü’z-zikr müddetin inkizâsından sonra ilk müsâid havâ ile kıyâm ve harekete mecbûrdur.

Yüz on üçüncü mâdde
Kırk anbâr olarak îcâr olunub da tahmîli içün bir müddet-i muayyene ta’yîn olunmadığı hâlde muhammillerin her biri kapudan tarafından imzâ olunmuş olan tahmîliye senedlerini iâde ve bunlardan bâzıları mahalline irsâl olunmuş ise anlar içün dahi bir kefîl irâe ile emvâl ve emtiâlarının tahmîl ve tahliyesi ve bu vesîle anbârdan güverteye ve belki gemiden taşraya çıkarılması lâzım gelen sâir emtiânın tekrâr yerlerine vaz’ olunmaları içün vâki’ olan masârifden mâadâ meşrût olan navlunun nısfını te’diye ve îfâ ederek emtiâsını geriye almağa me’zûn olacakdır. Fakat sefînenin alacağı hamûleden üç rub’u kadar tahmîl olunduğu sûretde kapudan muhammillerin ekserîsi kalkmasını taleb ederler ise bunun içün vâki’ olacak teklîflerinin kendisine resmen teblîğ olunduğundan sekiz gün sonra müsâid havâ ile kıyâm ve harekete mecbûr olub muhammillerin hîç birisi emtiâsını geriye almağa muktedir olmayacakdır.

Yüz on dördüncü mâdde
Mûcirin veyâ kapudanın haberi olmaksızın gemiye emtiâ tahmîl olunduğu hâlde kapudan hâlâ tahmîl mahallinde iken muhammillere ol emtiâyı gerü almaları zımnında icrâ eylediği teklîfi resmen teblîğ etdirdikden sonra mahall-i mezbûrda karaya çıkarmağa veyâhud ol mahalde ol cinsden olan sâir emtiânın en yüksek fîâtı üzere navlunu almağa kâdir olacakdır. Ançak emtiâ-i mezbûrenin gemide olduğunu yalnız sefînenin kıyâm ve hareketinden sonra duymuş olur ise kapudan ol malları artık irsâl olundukları...