Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
5
Ba‘zı kavânîn-i cedîde vaz‘ ve te’sîsi lâzım ve mühim görinerek işbu
kavânîn-i muktaziyenin mevâdd-ı esâsiyesi dahi emniyet-i cân ve mahfûziyet-i ‘ırz
nâmûs ve mâl ve ta‘yîn-i vergü ve ‘asâkir-i muktaziyenin sûret-i celb ve müddet-i
istihdâmı kadiyelerinden ‘ibâret olub şöyle ki dünyâda cândan ve ‘ırz
ve nâmûsdan ağır bir şey olmadığından bir âdem anları tehlikede gördükçe
hilkat-i zâtiye ve cibilliyet-i fıtriyesinden hıyânete meyl olmasa bile muhâfaza-i cân
ve nâmûs içün elbette ba‘zı sûretlere teşebbüs ideceği ve bu dahi devlet ve memlekete
muzır olageldiği müsellem oldığı misillü bi’l-‘aks cân ve nâmûsundan emîn
oldığı hâlde dahi sıdk ve istikâmetden ayrılmayacağı ve işi ve güci
hemân devlet ve milletine hüsn-i hizmetden ‘ibâret olacağı dahi bedîhî ve zâhirdir
ve emniyet-i mâl kadiyesinin fıkdânı hâlinde ise herkes ne devlet ve ne milletine
ısınamayub ve ne i‘mâr-ı mülke bakamayub dâimâ endîşe ve ıztırâbdan hâlî
olmadığı misillü ‘aks-i takdîrde ya‘nî emvâl ve emlâkinden emniyet-i kâmilesi
oldığı hâlde dahi hemân kendü işi ile ve tevessü‘-i dâire-i ta‘ayyüşine
uğraşub ve kendüside gün begün devlet millet gayreti ve vatan muhabbeti
artub aña göre hüsn-i harekete çalışacağı şübheden âzâdedir ve ta‘yîn-i
vergü mâddesi dahi çünki bir devlet muhâfaza-i memâliki içün elbette ‘asker
ve leşkere ve sâir masârif-i muktaziyeye muhtâc olarâk bu ise akçe ile idâre
olunacağına ve akçe dahi teb‘anın vergüsüyle hâsıl olacağına binâen bunun
dahi bir hüsn-i sûrete bakılmak ehem olub eğerçi mukaddemlerde vâridât zan
olunmış olan yed-i vâhid beliyyesinden lehu’l-hamd memâlik-i mahrûsenin ahâlîsi
bundan evvelce kurtulmış ise de âlât-ı tahrîbiyeden olub hîç bir vakitde
semere-i nâfi‘ası görülemeyen iltizâmât usûl-i muzırrası el-yevm cârî olarâk
bu ise bir mülkün mesâlih-i siyâsiye ve umûr-ı mâliyesini bir âdemin yed-i ihtiyârına
ve belki pençe-i cebr ve kahrine teslîm dimek olarâk oldığı eğer zâten bir eyüce
âdem değil ise hemân kendü çıkârına bakub cemî‘ hurekât ve sekenâtı gadr
ve zulümden ‘ibâret olmasıyla ba‘de zîn ahâlî-i memâlikden her ferdin emlâk ve kudretine
göre bir vergü-yi münâsib ta‘yîn olunarak kimseden ziyâde şey alınmaması
ve devlet-i ‘aliyyemizin berren ve bahren masârif-i ‘askeriye ve sâiresi dahi kavânîn
Ba‘zı kavânîn-i cedîde vaz‘ ve te’sîsi lâzım ve mühim görinerek işbu
kavânîn-i muktaziyenin mevâdd-ı esâsiyesi dahi emniyet-i cân ve mahfûziyet-i ‘ırz
nâmûs ve mâl ve ta‘yîn-i vergü ve ‘asâkir-i muktaziyenin sûret-i celb ve müddet-i
istihdâmı kadiyelerinden ‘ibâret olub şöyle ki dünyâda cândan ve ‘ırz
ve nâmûsdan ağır bir şey olmadığından bir âdem anları tehlikede gördükçe
hilkat-i zâtiye ve cibilliyet-i fıtriyesinden hıyânete meyl olmasa bile muhâfaza-i cân
ve nâmûs içün elbette ba‘zı sûretlere teşebbüs ideceği ve bu dahi devlet ve memlekete
muzır olageldiği müsellem oldığı misillü bi’l-‘aks cân ve nâmûsundan emîn
oldığı hâlde dahi sıdk ve istikâmetden ayrılmayacağı ve işi ve güci
hemân devlet ve milletine hüsn-i hizmetden ‘ibâret olacağı dahi bedîhî ve zâhirdir
ve emniyet-i mâl kadiyesinin fıkdânı hâlinde ise herkes ne devlet ve ne milletine
ısınamayub ve ne i‘mâr-ı mülke bakamayub dâimâ endîşe ve ıztırâbdan hâlî
olmadığı misillü ‘aks-i takdîrde ya‘nî emvâl ve emlâkinden emniyet-i kâmilesi
oldığı hâlde dahi hemân kendü işi ile ve tevessü‘-i dâire-i ta‘ayyüşine
uğraşub ve kendüside gün begün devlet millet gayreti ve vatan muhabbeti
artub aña göre hüsn-i harekete çalışacağı şübheden âzâdedir ve ta‘yîn-i
vergü mâddesi dahi çünki bir devlet muhâfaza-i memâliki içün elbette ‘asker
ve leşkere ve sâir masârif-i muktaziyeye muhtâc olarâk bu ise akçe ile idâre
olunacağına ve akçe dahi teb‘anın vergüsüyle hâsıl olacağına binâen bunun
dahi bir hüsn-i sûrete bakılmak ehem olub eğerçi mukaddemlerde vâridât zan
olunmış olan yed-i vâhid beliyyesinden lehu’l-hamd memâlik-i mahrûsenin ahâlîsi
bundan evvelce kurtulmış ise de âlât-ı tahrîbiyeden olub hîç bir vakitde
semere-i nâfi‘ası görülemeyen iltizâmât usûl-i muzırrası el-yevm cârî olarâk
bu ise bir mülkün mesâlih-i siyâsiye ve umûr-ı mâliyesini bir âdemin yed-i ihtiyârına
ve belki pençe-i cebr ve kahrine teslîm dimek olarâk oldığı eğer zâten bir eyüce
âdem değil ise hemân kendü çıkârına bakub cemî‘ hurekât ve sekenâtı gadr
ve zulümden ‘ibâret olmasıyla ba‘de zîn ahâlî-i memâlikden her ferdin emlâk ve kudretine
göre bir vergü-yi münâsib ta‘yîn olunarak kimseden ziyâde şey alınmaması
ve devlet-i ‘aliyyemizin berren ve bahren masârif-i ‘askeriye ve sâiresi dahi kavânîn