Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
504
Me'zûndur kezalik kapudan yâ tâbi' olduğu kumpanya zikr olunan hallerin biri vukûunda seferi terk etmeğe mecbûr olduğu veyâhud sefine hâssa emti'a nakline münhasır olub da kendisinin hatâ ve tekâsüli olmaksızın emti'anın nakli mümkin olamadığından dolayı seferin terkine lüzûm göründüğü halde ol dahi konturatosunun feshine me'zûn olur.
Yüz Kırk Üçüncü Madde
Ânifü'z-zikr iki maddede beyân olunan hallerden biri vukûuyla konturato feshedilmiş olduğu halde tarafindan hiç biri diğerine zarar ve ziyân i'tâsına mecbûr değildir. Ma'amâfîh konturatonun feshi seferin bed'inden sonra vâki' olur ise yolcu navlunu kat' etdiği mesâfeye göre vermeğe mecbûr olub bunun mikdârı dahi yüz on sekizinci maddenin zîrinde gösterildiği vechle hisâb ve ta'yîn olunur.
Yüz Kırk Dördüncü Madde
Esnâ-yi seferde sefine ta'mîre muhtâc olduğu halde yolcu ta'mîrin hitâmına kadar beklemeği istemese bile navlun tamâmen îfâsına mecbûrdur. Fakat ta'mîrin hitâmını beklemeğe râzı olur ise kapudan tekrâr sefere kıyâm edinceye kadar kendisine meccânen bir mahal-i ikâmet i'tâsına ve konturatoda veyâhud biletde yiyüb içmek ta'ahhüd olunmuş ise cümle îfâsına mecbûrdur. Ma'amâfîh kapudan yolcuyu o misillü dîger bir sefine ile meşrût olan mahalle nakl etdirmeyi ve sâir mukâvelât ve ta'ahhüdâtı icrâ eylemeyi teklîf edüb de bunu yolcu kabûl etmediği sûretde tekrâr sefere kıyâm olununcaya değin yolcunun mahal-i ikâmet ve me'kûlât talebine hakkı kalmaz.
Yüz Kırk Beşinci Madde
Me'kûlât hakkında bir gûna mukâvele ve ta'ahhüd olmadığı takdîrce yolcu kendi ta'ayyuşu içün muhtâc olduğu şeylerin tedârikine mecbûrdur. Fakat evvelce his olunmamış bir kazâdan veyâhud seferin uzadılmasından dolayı yolcunun nafakası kalmadığı halde altmış dördüncü madde mûcibince kendi nafakasının fazlasını sefineye terk etmeğe yolcu mecbûr olduğu gibi kapudan dahi bir bedel-i münâsib ile lüzûmu mikdârı aña nafaka vermeğe mecbûrdur.
Yüz Kırk Altıncı Madde
Yolcunun konturatosu mûcibince bir parça sefinede götürmeğe me'zûn olduğu eşyâ içün navlun vermeğe mecbûr değildir.
Me'zûndur kezalik kapudan yâ tâbi' olduğu kumpanya zikr olunan hallerin biri vukûunda seferi terk etmeğe mecbûr olduğu veyâhud sefine hâssa emti'a nakline münhasır olub da kendisinin hatâ ve tekâsüli olmaksızın emti'anın nakli mümkin olamadığından dolayı seferin terkine lüzûm göründüğü halde ol dahi konturatosunun feshine me'zûn olur.
Yüz Kırk Üçüncü Madde
Ânifü'z-zikr iki maddede beyân olunan hallerden biri vukûuyla konturato feshedilmiş olduğu halde tarafindan hiç biri diğerine zarar ve ziyân i'tâsına mecbûr değildir. Ma'amâfîh konturatonun feshi seferin bed'inden sonra vâki' olur ise yolcu navlunu kat' etdiği mesâfeye göre vermeğe mecbûr olub bunun mikdârı dahi yüz on sekizinci maddenin zîrinde gösterildiği vechle hisâb ve ta'yîn olunur.
Yüz Kırk Dördüncü Madde
Esnâ-yi seferde sefine ta'mîre muhtâc olduğu halde yolcu ta'mîrin hitâmına kadar beklemeği istemese bile navlun tamâmen îfâsına mecbûrdur. Fakat ta'mîrin hitâmını beklemeğe râzı olur ise kapudan tekrâr sefere kıyâm edinceye kadar kendisine meccânen bir mahal-i ikâmet i'tâsına ve konturatoda veyâhud biletde yiyüb içmek ta'ahhüd olunmuş ise cümle îfâsına mecbûrdur. Ma'amâfîh kapudan yolcuyu o misillü dîger bir sefine ile meşrût olan mahalle nakl etdirmeyi ve sâir mukâvelât ve ta'ahhüdâtı icrâ eylemeyi teklîf edüb de bunu yolcu kabûl etmediği sûretde tekrâr sefere kıyâm olununcaya değin yolcunun mahal-i ikâmet ve me'kûlât talebine hakkı kalmaz.
Yüz Kırk Beşinci Madde
Me'kûlât hakkında bir gûna mukâvele ve ta'ahhüd olmadığı takdîrce yolcu kendi ta'ayyuşu içün muhtâc olduğu şeylerin tedârikine mecbûrdur. Fakat evvelce his olunmamış bir kazâdan veyâhud seferin uzadılmasından dolayı yolcunun nafakası kalmadığı halde altmış dördüncü madde mûcibince kendi nafakasının fazlasını sefineye terk etmeğe yolcu mecbûr olduğu gibi kapudan dahi bir bedel-i münâsib ile lüzûmu mikdârı aña nafaka vermeğe mecbûrdur.
Yüz Kırk Altıncı Madde
Yolcunun konturatosu mûcibince bir parça sefinede götürmeğe me'zûn olduğu eşyâ içün navlun vermeğe mecbûr değildir.