Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
24
Sekizinci madde: Umûr-ı mâliyede her kim bilâ-kefîl istihdâm kılınur ve anın istihdâmından dolayı hazîneye bir gûne mazarrat terettüb edecek olur ise bu zararı o gûne me’mûrîni istihdâm idenlerden tazmîn itdirilecektir.
İrâde-i seniye târîhi fî 4 Safer sene 1290 [1] ve fî 21 Mart sene 1289
( İdâre-i Umûmiye-i Vilâyât Hakkında Ta‘lîmâtdır )
Fasl-ı Evvel
( Vilâyâtın vezâif-i asliyesi beyânındadır )
Birinci madde: Memâlik-i Devlet-i Aliye vilâyât nâmîle müteaddid dâireye münkasimdir ve her vilâyetin idâresi bir vâliye muhavveldir.
İkinci madde: Her hangi sınıfdan olur ise olsun tebe‘a-i Devlet-i Aliyenin kâffesi bilâ-istisnâ nazar-ı kânûnda hukukça ve mu‘âmelâtça müsâvîdirler ve teşekkül-i devlet ve hükûmet mutlakâ hukuk-ı âmmenin muhâfazası içündür. Bu cihetle vâlîlerin a‘zam ve ehemm-i vazîfeleri ale’l-umûm ve ale’l-infirâd sunûf-ı tebe‘anın hukûkunu te’mîn ve himâye ve herkesi zulm ve te‘addîden vikâye itmekdir.
Üçüncü madde: Vâlîler bir tarafdan vezâif-i me’mûriyetlerinin icrââtında me’zûn ve bir tarafdan da umûr-ı me’mûrelerinden dolayı nezd-i devletde doğrudan doğruya mes’ûldurlar.
Dördüncü madde: Vâlîlerin vezâif-i me’mûriyetleri işbu ta‘lîmât mûcebince iki kısma taksîm olunmuşdur. Anın biri vazîfe-i ıslâhiye ve dîgeri vazîfe-i dâimedir.
Beşinci madde: Vazîfe-i ıslâhiye şeref-sâdır olan fermân-ı adâletde münderic ahkâm-ı münîfeye tevfîkan mevki‘-i fi‘l ve icrâya konulacak işleri tamâmen ve kâmilen icrâ eylemekdir. Vazîfe-i dâime vazîfe-i ıslâhiyenin icrâsından sonra hüsn-i...
[1] Atîk nizâmnâme-i hümâyûnun ikinci cildinin yüz sekizinci sahîfesinde mündericdir.
( cereyân )
Sekizinci madde: Umûr-ı mâliyede her kim bilâ-kefîl istihdâm kılınur ve anın istihdâmından dolayı hazîneye bir gûne mazarrat terettüb edecek olur ise bu zararı o gûne me’mûrîni istihdâm idenlerden tazmîn itdirilecektir.
İrâde-i seniye târîhi fî 4 Safer sene 1290 [1] ve fî 21 Mart sene 1289
( İdâre-i Umûmiye-i Vilâyât Hakkında Ta‘lîmâtdır )
Fasl-ı Evvel
( Vilâyâtın vezâif-i asliyesi beyânındadır )
Birinci madde: Memâlik-i Devlet-i Aliye vilâyât nâmîle müteaddid dâireye münkasimdir ve her vilâyetin idâresi bir vâliye muhavveldir.
İkinci madde: Her hangi sınıfdan olur ise olsun tebe‘a-i Devlet-i Aliyenin kâffesi bilâ-istisnâ nazar-ı kânûnda hukukça ve mu‘âmelâtça müsâvîdirler ve teşekkül-i devlet ve hükûmet mutlakâ hukuk-ı âmmenin muhâfazası içündür. Bu cihetle vâlîlerin a‘zam ve ehemm-i vazîfeleri ale’l-umûm ve ale’l-infirâd sunûf-ı tebe‘anın hukûkunu te’mîn ve himâye ve herkesi zulm ve te‘addîden vikâye itmekdir.
Üçüncü madde: Vâlîler bir tarafdan vezâif-i me’mûriyetlerinin icrââtında me’zûn ve bir tarafdan da umûr-ı me’mûrelerinden dolayı nezd-i devletde doğrudan doğruya mes’ûldurlar.
Dördüncü madde: Vâlîlerin vezâif-i me’mûriyetleri işbu ta‘lîmât mûcebince iki kısma taksîm olunmuşdur. Anın biri vazîfe-i ıslâhiye ve dîgeri vazîfe-i dâimedir.
Beşinci madde: Vazîfe-i ıslâhiye şeref-sâdır olan fermân-ı adâletde münderic ahkâm-ı münîfeye tevfîkan mevki‘-i fi‘l ve icrâya konulacak işleri tamâmen ve kâmilen icrâ eylemekdir. Vazîfe-i dâime vazîfe-i ıslâhiyenin icrâsından sonra hüsn-i...
[1] Atîk nizâmnâme-i hümâyûnun ikinci cildinin yüz sekizinci sahîfesinde mündericdir.
( cereyân )