Büyük Dil Modeli Tarafından Üretilen Metin
32
Otuz Beşinci Madde
Mutasarrıfların zabıtaca fevkalade olan işlerde vali-i vilayetten talimat almakla beraber icabına göre Bab-ı Ali’ye dahi beyan-ı vukuat etmeğe ve umur-ı hukukiyece Adliye Nezareti ile muhabere ve mükatebe eylemekliğe mezuniyetleri vardır.
Otuz Altıncı Madde
Kaymakamlar bulundukları kazada liva mutasarrıfının vekili olup bunların vezaifi dahi talimatın ahkâm-ı umumiyesinden kazalar idarelerine raci olan şeyleri icra etmekden ve bulundukları mahallerin zabıtasına ve umur-ı maliye ve mülkiye ve hukukiyenin icraatına bakmakdan ibarettir.
Fasl-ı Hâmis
( Mahâkim ve Mecâlisin Vezaifi Beyanındadır )
Otuz Yedinci Madde
Mahâkim-i nizamiye azasının vezaifi kavanin-i mevzua ahkâmına riayet ve iltizam-ı adalet ve istikamet etmektir. Mahâkimin bitaraflığı kaidesince aza-yı mahâkim reylerinde müstakil ve serbesttir ve aza-yı mahâkim heyet-i mecmualarıyla Adliye Nezareti’ne merbutdurlar.
Otuz Sekizinci Madde
İdare meclisleri vilayette valilerin ve livada mutasarrıfların ve kazada kaymakamların riyaseti tahtında olup bunlar devlet ve memlekete aid umur-ı idareye memurdurlar. Vazifeleri nizamen ve usulen kendilerinin müzakerelerine havale olunan işlere hiç bir taraftan çekmeyerek* rey vermekden ibarettir.
Otuz Dokuzuncu Madde
İdare meclislerinde karar verilen işlerin hilaf-ı karar icraatından azası mesul olamazlar. Fakat kanun ve kaidece kendi vazifelerinin su-i istimalinden tevakki ve mücanebet edeceklerdir. Mecalis-i idare kararlarının hilafını icradan veyahut bila-mucib terk ve ibtal ve tehirinden terettüb edecek mesuliyet icra memuruna aid olur.
Kırkıncı Madde
Mecalis-i idarenin azası umur-ı hükümette yolsuz ve uygunsuz icraat veyahut taaddiyat gördükleri halde hakka makrun tahkikatlarını Bab-ı Devlet’e kadar ba-mazbata beyan ve iş’ar etmeğe mezundurlar. Ve teb’a-i Devlet-i Aliyye’den olan her şahsın gerek hükümet memurlarından ve gerek efrad taraflarından zatınca ve maslahatınca bir zulm ve taaddi görür ise kezalik Bab-ı Devlet’e şikayet ve arz-ı hal eylemekliğe salahiyeti vardır. Fakat bu dürlü iddia ve iştikâlarda ağraz...
( şahsiyedir )
---
*\*Transcriber's Note: The word in Article 38 appears as "çekmeyerek" (Ç-k-m-y-r-k) in the text, likely meaning "without withdrawing/abstaining" or is a print contraction for "çekinmeyerek" (without hesitation).*
Otuz Beşinci Madde
Mutasarrıfların zabıtaca fevkalade olan işlerde vali-i vilayetten talimat almakla beraber icabına göre Bab-ı Ali’ye dahi beyan-ı vukuat etmeğe ve umur-ı hukukiyece Adliye Nezareti ile muhabere ve mükatebe eylemekliğe mezuniyetleri vardır.
Otuz Altıncı Madde
Kaymakamlar bulundukları kazada liva mutasarrıfının vekili olup bunların vezaifi dahi talimatın ahkâm-ı umumiyesinden kazalar idarelerine raci olan şeyleri icra etmekden ve bulundukları mahallerin zabıtasına ve umur-ı maliye ve mülkiye ve hukukiyenin icraatına bakmakdan ibarettir.
Fasl-ı Hâmis
( Mahâkim ve Mecâlisin Vezaifi Beyanındadır )
Otuz Yedinci Madde
Mahâkim-i nizamiye azasının vezaifi kavanin-i mevzua ahkâmına riayet ve iltizam-ı adalet ve istikamet etmektir. Mahâkimin bitaraflığı kaidesince aza-yı mahâkim reylerinde müstakil ve serbesttir ve aza-yı mahâkim heyet-i mecmualarıyla Adliye Nezareti’ne merbutdurlar.
Otuz Sekizinci Madde
İdare meclisleri vilayette valilerin ve livada mutasarrıfların ve kazada kaymakamların riyaseti tahtında olup bunlar devlet ve memlekete aid umur-ı idareye memurdurlar. Vazifeleri nizamen ve usulen kendilerinin müzakerelerine havale olunan işlere hiç bir taraftan çekmeyerek* rey vermekden ibarettir.
Otuz Dokuzuncu Madde
İdare meclislerinde karar verilen işlerin hilaf-ı karar icraatından azası mesul olamazlar. Fakat kanun ve kaidece kendi vazifelerinin su-i istimalinden tevakki ve mücanebet edeceklerdir. Mecalis-i idare kararlarının hilafını icradan veyahut bila-mucib terk ve ibtal ve tehirinden terettüb edecek mesuliyet icra memuruna aid olur.
Kırkıncı Madde
Mecalis-i idarenin azası umur-ı hükümette yolsuz ve uygunsuz icraat veyahut taaddiyat gördükleri halde hakka makrun tahkikatlarını Bab-ı Devlet’e kadar ba-mazbata beyan ve iş’ar etmeğe mezundurlar. Ve teb’a-i Devlet-i Aliyye’den olan her şahsın gerek hükümet memurlarından ve gerek efrad taraflarından zatınca ve maslahatınca bir zulm ve taaddi görür ise kezalik Bab-ı Devlet’e şikayet ve arz-ı hal eylemekliğe salahiyeti vardır. Fakat bu dürlü iddia ve iştikâlarda ağraz...
( şahsiyedir )
---
*\*Transcriber's Note: The word in Article 38 appears as "çekmeyerek" (Ç-k-m-y-r-k) in the text, likely meaning "without withdrawing/abstaining" or is a print contraction for "çekinmeyerek" (without hesitation).*